
Hitit Mitolojisi: Teşup’tan Anadolu Tanrıçalarına
Hitit Mitolojisi…
Bazı medeniyetler tarih kitaplarında, bazıları ise kayaların oyuklarında yaşar. Hititler, tam da bu iki dünyanın arasında, hem tarihin sayfalarında hem de Anadolu’nun dağlarında yankılanan kadim bir ses gibi. Onlar, sadece yazıyla değil, mitolojiyle, tanrılarıyla, tanrıçalarıyla, kendilerine özgü çok katmanlı evren tasavvurlarıyla var olmuş bir halktı.
Hitit mitolojisi öyle bir şey ki, ne sadece Anadolu’ya ait, ne de yalnızca dönemin politikasına. Bu mitoloji, Mezopotamya’nın köklü tanrı anlayışlarını da içine almış, Hatti’lerin ruhani geleneklerini yutmuş ve Hurri etkisiyle bambaşka bir kimliğe bürünmüş. Yani kocaman bir kültürel buluşma noktası… Hani “medeniyetler mozaiği” lafı bazen fazla romantik gelir ya, ama Hititler için kullanıldığında tam oturuyor.

Tanrılarla Aynı Masada
Hititlerin dini anlayışında tanrılar, gökyüzünden ulaşılamaz varlıklar değildi sadece. Onlarla konuşulur, onlara darılır, hatta bazen azarlanırlardı. Bir fırtına tanrısına kurban kesilir, ardından bir başka ritüelle onun gönlü alınırdı. İnsanlarla tanrılar arasında neredeyse bir “eşitlik” değilse bile, bir yakınlık vardı.
Mesela meşhur Fırtına Tanrısı Teşup, hem doğa olaylarının yöneticisiydi hem de savaşların koruyucusu. Ama aynı zamanda ihanete uğrayabilir, tahtından indirilebilirdi. Hurri kökenli bu tanrı, tıpkı Mezopotamya’daki Enlil gibi gökleri titreten bir figürdü. Fakat Hititler, onu daha “insani” bir karakterle donatmışlardı. Belki de bu, Anadolu’nun o yumuşak toprağından gelen bir özellikti: Her şeye bir doz insanlık katmak.

Evrenin Doğumu: Hitit Kozmogonisi
Hitit mitolojisinin en etkileyici yönlerinden biri de, evrenin nasıl oluştuğunu anlatan yaratılış mitidir. Bu anlatı, özellikle Hurri etkisi taşıyan Kumarbi Destanı ve Teşup’un Yükselişi adlı metinlerde görülür. Mit, oldukça çarpıcıdır ve Yunan mitolojisinde Kronos ile Zeus arasında geçen mücadeleyi hatırlatır.
Her şey gök tanrısı Anu’nun yeryüzünü yönetmesiyle başlar. Ancak Kumarbi, Anu’ya karşı gelir ve onu alt eder. Hatta onu ısırarak cinsel organını koparır ve yutar. Bu olay sonucunda Kumarbi istemeden de olsa bazı tanrıları –örneğin Fırtına Tanrısı Teşup’u– hamile kalmış gibi doğurur. Böylece Teşup, hem babası Kumarbi’nin oğlu, hem de onu alaşağı edecek güç olarak doğar. Teşup zamanla güçlenir, babasına karşı savaşır ve göklerin hakimi olur.
Bu yaratılış anlatısı, sadece bir tanrı soy kütüğü değil, aynı zamanda evrensel bir düzenin nasıl oluştuğunun da hikâyesidir. Kaosun içinden düzenin doğması, ataerkil bir gücün (Kumarbi) yerine daha dengeli ve yönetici bir figürün (Teşup) geçmesiyle mümkün olur. Bu mit, Hitit kozmogonisini yalnızca tanrıların soy ağacı olarak değil, aynı zamanda siyasi iktidarın meşruiyetini anlatan bir mecaz olarak da işler.

Mitolojide Kadın Olmak: Tanrıçalar ve Toprak
Hitit mitolojisinde kadın tanrılar oldukça güçlü. Arinna’nın Güneş Tanrıçası, yalnızca ışığın değil, aynı zamanda adaletin ve krallığın da sembolüydü. Hatti kültüründen gelen bu tanrıça, özellikle ilkbahar ritüellerinde merkezi bir rol oynardı. Çünkü toprağın yeniden uyanması, hayatın sürmesi onunla mümkün oluyordu.
Bir başka önemli figür ise Hurri kökenli Tanrıça Hepat. Teşup’un eşi olan Hepat, göklerin kraliçesi olarak bilinir. Teşup gökyüzünde arabasıyla ilerlerken, yanında mutlaka Hepat da vardır. Bu yan yana oluş, sadece evlilik değil; eril ve dişil enerjinin bir bütün olarak evrene hükmetmesini temsil eder.
Tanrıçaların bu kadar baskın olması tesadüf değil. Anadolu’nun en eski dönemlerinden beri “ana tanrıça kültü” güçlüdür. Çatalhöyük’teki o meşhur ana tanrıça heykelciğini hatırlarsak, Hititler’in bu gelenekten beslendiklerini söylemek hiç zor değil. Hititler, yerli halkların inanç sistemini yok etmek yerine, onu kendi sistemleriyle iç içe geçirmişler. Bu da hem toplumsal uyumu artırmış hem de mitolojilerine eşsiz bir zenginlik katmış.

Yüzlerce Tanrı: “Bin Tanrılı Halk”
Hititler’e “Bin Tanrılı Halk” denilmesinin sebebi, inançlarındaki çeşitlilik. Ama bu, bir zayıflık değil. Aksine inanılmaz bir esneklik ve kabul kültürünü gösteriyor. Hititler, fethettikleri yerlerin tanrılarını “yok etmek” yerine, onlara tapmaya devam etmişler. Bu, inanılmaz bir hoşgörü örneği aslında. Düşmanın tanrısını yok etmek yerine, onu kendi tanrılarının yanına koymak… Onurlandırmak. Yani tanrıyı düşman değil, misafir gibi görmek. Belki de bu yüzden Hitit devleti bu kadar uzun ömürlü oldu. Dini, politikaya değil, kültüre dönüştürdüler.
Başka Kültürlerden Alınan Tanrılar, Etkilenilen Mitolojiler
Hitit mitolojisi, Hatti’lerden, Hurri’lerden, Mezopotamya halklarından ve hatta Mısır’dan etkiler taşıyor. Özellikle tabletlerde geçen bazı hikâyeler, Sümer ve Akad efsaneleriyle şaşırtıcı benzerlikler gösteriyor. Mesela Kumarbi Destanı’nda Teşup’un babası Kumarbi, tıpkı Kronos gibi çocuklarını yutan bir figür. Bu anlatı daha sonra Yunan mitolojisine evriliyor. Yani Anadolu’nun bu eski halkı, Yunanlılara sadece ticaret yollarını değil, tanrılarını da miras bırakmış olabilir.
Hitit mitolojisinin Yunan mitolojisine olan etkisi konusunda bazı akademisyenler, Hurrice ve Hititçe tabletlerdeki anlatılar ile Hesiodos’un Theogonia adlı eserinde geçen tanrı soy kütükleri arasında doğrudan bağlantılar kuruyor. Teşup ve Kumarbi arasındaki taht mücadelesi, Kronos ve Zeus arasındaki mücadeleye fazlasıyla benziyor.

Ve Savaş Arabaları: Tanrıların Binekleri
Hititler’in savaş arabaları tarihte ün salmıştır. Ama bu arabalar sadece fiziksel birer savaş aracı değil, aynı zamanda tanrılarla ilişkilendirilmiş kutsal nesnelerdir. Teşup’un gökyüzünde araba sürdüğü anlatılır. Ve bu arabaların öyle bir etkisi vardır ki…
“Rab, Aram ordusuna Hitit krallarının ve Mısırlı kralların İsrail’e saldırmak üzere ücretli asker tuttuklarını işittirmişti. Bu yüzden kaçtılar.”
(2. Krallar 7:6, Eski Ahit)
Burada “Hitit kralları” ifadesi, öyle korkulan bir güçtür ki, Aramlılar (bugünkü Suriye halkları) savaşmadan kaçacak kadar etkilenir. Bu bize, Hititler’in sadece Anadolu’da değil, çevresindeki uygarlıklar üzerinde de nasıl derin bir iz bıraktığını gösteriyor. Tanrıların savaş arabalarıyla gökten indiği bir kültürde, bu arabaların gerçek hayatta da düşmanlar üzerinde psikolojik bir üstünlük sağladığını hayal etmek zor değil.

Hititler Kimleri Etkiledi? Kimlerden Etkilendi?
Hititler; Hurri, Hatti ve Luwi kültürlerinin bir sentezidir ama bu sentez zamanla başkalarını da etkiler. Özellikle Yunan mitolojisi, Hitit etkisini taşıyan pek çok öğe barındırır. Tanrıların taht kavgaları, devlerin laneti, tanrıçaların bereket ve yıkım dualitesi gibi temalar, Anadolu’dan Ege’ye taşınmış görünüyor.
Ayrıca Frig, Lidya ve Urartu mitolojileri de Hititlerden doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenmiştir. Çünkü Hitit devleti çöktüğünde bile, onun mitolojik yapısı halk arasında yaşamaya devam etti. Yazı gitse de hikâyeler kaldı. O hikâyeler yeni isimlerle, yeni dillerle yeniden anlatıldı…
Ama kök hep aynıydı: Anadolu’nun ta kendisi.
Kaynakça
- Dinler Tarihinde Kadın, Selenge Yayınevi
- Hitit Mitolojisi ve Dinî İnançları, Maciej Popko, Türk Tarih Kurumu Yayınları
- Hititler: Bir Anadolu İmparatorluğu, Trevor Bryce, Dost Kitabevi
- Hititlerin Dinî Dünyası, Sedat Alp, TTK
- Eski Ahit (Tevrat), 2. Krallar 7:6, Yaratılış 23, 1. Krallar 10:29
Bunları da beğenebilirsiniz

Hermeneutik Felsefe | Schleiermacher ve Dilthey Felsefesi
Mayıs 20, 2023
Mısır Mitolojisinde Yaratılış – Güneş Tanrısı Ra Atum’un Eli
Temmuz 31, 2021